Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Türkistan Şehirlerinin 630-682 Yılları

Bilindiği gibi tarihin derinliklerinden itibaren Türkistan denilen sahada Maveraünnehir’den başlayarak Çin’in Kansu bölgesine kadar şehir devletçikleri mevcut olmuş ve bunların tarihi gelişimi kaynaklarda söz konusu edilmiştir. Fakat şehirlerin durumu dönemlere farklılıklar göstermektedir. Çünkü bu devletçiklerin bağımsız oldukları dönem çok azdır. Çoğunlukla Orta Asya’nın kuzeyindeki Türk kökenli imparatorluklara(Hun, Akhun, Gök-Türk, Uygur, Karahanlı) bağlandıkları görülmekle beraber, bazen Çin’e tabi oldukları da görülmektedir. Söz konusu şehirlerin ipek yolu üzerinde bulunmaları farklı kültürlerin buralara taşımasına sebep olmuştur diyebiliriz. Özellikle Hindistan, Budizm, batıdan Maniheizm, Zerdüştlük ve Hıristiyanlık, nihayet İslamiyet gibi dinlerin yayılma alanları haline geldikten sonra kültürel anlamda her dine göre çeşitlilik kazanmışlardır.

Burada biz Doğu ve Batı Gök-Türk Devletlerinin 630 yılında yıkılmasından sonra ortaya çıkan siyasi boşlukta söz konusu şehir devletçiklerinin siyasi faaliyetlerini söz konusu edeceğiz. Bu devletçikler aslında bağlı oldukları Akhun Devletinin 558’de yıkılması üzerine, I.Gök-Türk Devletinin 552 yılında kurulduktan sonra hızla genişleyen sınırlarına dahil olmuşlardır. Bu devletin içinde de batı kanadı idarecisi olan İstemi Yabgu’ya itaat ettikleri anlaşılmaktadır. Bazen şehirlere yakın Töles boyları da gelişen olaylarda önemli roller oynamışlardır. İstemi Yabgu’dan sonra Batı Gök-Türklerinin başına geçen ve 582’de bağımsızlığını ilan ederek doğudan ayrılan Tardu Kagan hakkındaki kayıtlarda açıkça görülür ki, Batı Türkistan sahasında meskun Soğdların hemen bütün krallıkları onun hakimiyet alanına girmişlerdi. Mesela, 591 yılında Kao-ch’ang(Turfan)’ın dört kalesi yıkılmış, buranın halkından iki bin kişi Çin’e sığınmıştı. Geride kalan kralın eşlerinden en büyüğü batı Gök-Türk kaganının kızı idi. Prens Po-ya, Kao-ch’ang kralı oldu. Bunun üzerine Gök-Türkler, ondan kendi geleneklerine uygun olarak(leviratus), Türk asıllı üvey anne ile evlenmesini istediler. Po-ya önce kabul etmek istemeyip direndi ise de Gök-Türkler tarafından kuşatılınca karşı koyamadı ve üvey annesi ile evlendi. Daha sonra Töleslere vassal olarak bağlanan Po-ya’nın yanında Töles boylarından biri sürekli önemli veziri olarak bulunurdu. Soğdlu tüccarlar buralardan geçtiklerinde Töleslere vergi verirlerdi. Bir ara Kao-ch’ang kralı çinlileşmek istemiş, ancak, Töleslerden korktuğu için buna cesaret edememişti. Diğer taraftan Semerkand(K’ang-kuo) kralı da Tardu’nun kızıyla evlenmiş ve onun tabiiyetine girmişti. Su-le(Kaşgar) ülkesi her yaz Batı Gök-Türklerine yetiştirdikleri tarım ürünlerinden ve zengin madenlerden sunardı. Yine İ-ta ülkesine Gök-Türkler Chie-ch’iang isimli birini onları idare etmek üzere göndermişlerdi.

Kısacası ilişkiler bu şekilde gelişirken, 630 yılına gelindiğinde Doğu ve Batı Gök-Türk devletleri zayıflayarak yıkılmışlardı. Dolayısıyla özellikle Batı Gök-Türklerine bağlı şehirlerde bir siyasi kalkışma olmuş, bunu Çin’le bağlantı kurarak sürdürmek istemişlerdir. Ancak, Çinliler kısa zaman içinde batıda Semerkand dahil kendilerine bağlamayı başardılar. Gönderdikleri ordular ile direnmeye çalışan bütün krallıkları teker teker ele geçirdiler. Yani bağımsızlık sevinçleri kısa sürdü.

 

Aslında Büyüklü küçüklü Doğu ve Batı Türkistan şehirlerinin tarihini etüd etmek ayrı ve geniş bir araştırma konusudur. Bu sebeple aşağıda 630-682 yılları arasında Batı Gök-Türk ülkesiyle siyasi veya savaş benzeri sebeplerle bağlantılı olarak şehirlerin durumu incelenmiştir.

 

630 yılının başında Doğu Gök-Türk Devleti’nin yıkılıp Çin tahakkümüne girmesi, aynı sırada Batı Gök-Türk kaganı T’ung Yabgu’nun öldürülmesiyle ortaya çıkan taht mücadeleleri neticesi bu ülkenin de karışıklıklara sürüklenmesi Hami’den Harezm’e, İran’a kadar bütün şehir silsilesinin üzerindeki Gök-Türk hakimiyet perdesinin kalkmasına yol açtı. Serbest kalan söz konusu şehirlerin çoğu Çin’deki T’ang hanedanı imparatoruna elçilerle hediyeler göndererek ilişki kurmaya çalıştı. Çin imparatoru ise bu durumu fırsat bilerek hepsini kendi metbuu görmeye başladı. İçlerinden bazıları özellikle Kuca, Karaşar ve Kao-ch’ang çok zayıf da olsa Çin hakimiyetine karşı direnme gösterdilerse de 649 yılına kadar hepsi onların idaresine girmeye mecbur kaldılar. Çinliler, Tokmak, Karaşar, Kaşgar ve Kuca’da dört askeri garnizon adı verilen askeri hatlar kurarak bölgeyi kontrol altına tutmaya çalıştılar. Üstelik Doğu ve Batı Türkistan’ı Çince isimler altında genel valilikler ve bunların içinde küçük eyaletlere böldüler. Aşağıda Gök-Türk siyasi hakimiyetlerinin doğuda ve batıda zayıflayıp ortadan kalkması sonucunda Türkistan’ın önemli şehir devletçiklerinin durumu incelenecektir.

 

Kao-ch’ang (Turfan) :

 

Doğu Gök-Türk Devleti yıkılır yıkılmaz 630 yılında Kao-ch’ang kralı Wen-t’ai, Çin sarayına geldi. Ülkesine geri dönecek iken kendisine olağanüstü hürmet gösterildi. Bu arada hanımı Yü-wen-shih, T’ang hanedanı ailesi ile yakınlaşmak istedi ve kendisine Ch’ang prenses ünvanı sunuldu. Böylece Kao-ch’ang şehir devletçiği konumunu bir anda diğer şehir devletçiklerine göre güçlendirmişti.

 

Aslında önceden uzun zaman Batı Gök-Türkleri ile Kao-chang’lılar iyi ilişkiler içinde idiler. Batı Türkistan’dan Çin’e giden vergi heyetlerinin yolu Kao-ch’ang’dan geçiyordu. Batı Gök-Türkleri ile beraber bu vergi heyetlerini kontrol edip vergi alıyorlardı. Bazen de yağma ediyorlardı. Hami, önceden Batı Gök-Türklerine bağlı idi. Ancak daha sonra kendi bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde Batı Gök-Türkleri ile Kao-ch’ang’lılar birlikte Hami’ye hücum düzenleyeceklerdi. Bu arada Çin imparatoru T’ai-tsung devreye girdi ve onun büyük veziri A-shih-na-chü durumu müzakere etmek için saraya çağrıldı. Fakat, hükümdar Wen-t’ai, onu göndermedi. Ancak daha sonra korkmuş olmalı ki, arkasından yardımcısı Chü-yung’u yolladı ve suçunun affını istedi. Sui hanedanının sonunda(617/618 yılları) Çin’de karışıklık çıktığı zaman Çinli ahalinin bir kısmı Doğu Gök-Türklere diğer bir kısmı Kao-ch’ang’a sığınmıştı. Bunlardan Doğu Gök-Türklere sığınanlar geri getirilmişti. Fakat, Kao-ch’ang’da oturanlar Wen-t’ai tarafından geri gönderilmemiştir. Bu arada Batı Gök-Türklerinden İ-pi Şad, Karaşar’ın üç kalesini ele geçirdi, kadın erkek ahalilerini yağmaladı. Çaresiz kalan Karaşar kralı (prensi), Çin’den yardım istediğinde Li Tao-yü durumu araştırması için gönderildi. Çinli elçinin gelişinden endişe duyan Wen-t’ai, hemen Çin’e bir elçi yollamış ve kusurunun affedilmesini istemişti. Ancak, imparator, onun elçisini karşısına alıp bu tür faaliyetlerinden dolayı azarladı. Aynı sıralarda Sir Tarduş’lar Çin adına Kao-ch’ang’a saldıracaklardı; imparator T’ai-tsung da buna müsaade etti. Neticede Çin orduları yerine bir Türk boyu olan Sir Tarduşlar tarafından cezalandırılacaklardı. Belki daha sonraki yıllarda gerginleşecek olan Sir Tarduş- Çin ilişkileri onların durumunu rahatlatmıştır.

 

Wen-t’ai, Çin sarayına hastalığı bahanesiyle ziyarete gitmeyince, sefere çıkmaya karar veren Çinliler, Kao-ch’ang üzerine beş kumandan idaresinde beş ordu gönderdiler. Çin ordusu çöllük araziye girince erzak sıkıntısı çekmeye başlayınca, Kao-ch’ang kralı, bu yüzden ve çöldeki diğer tehlikeler sebebiyle gelemeyeceğini düşünüyor, gelseler bile neticede onları bitkin düşecekleri için kolayca yeneceğini zannediyordu. Bu arada kendisi hastalıktan ölünce oğlu Chih-sheng yerine geçti. Akabinde Kao-ch’ang’a ulaşan Çin orduları kaleleri birer birer ele geçirmeye başladı ve başkenti sıkıştırdılar. Neticede Chih-sheng teslim oldu. Çin ordusu tarafından üç bölge, beş vilayet, yirmi iki şehir (kale), sekiz bin hane, otuz yedi bin yedi yüz nüfus, dört bin üç yüz at yağma edildi. Yağma edilen alanın genişliği doğudan batıya sekiz yüz li (460.8 km) güneyden kuzeye beş yüz li (288 km) idi. İmparator T’ai-tsung bundan sonra onun topraklarını batı eyaleti (Hsi-chou) yaptı. Daha sonraları An-hsi Tu-hu-fu’luğu kurulduğunda, bu askeri valiliğe dahil edilmiş, Çinli askerler garnizonlarda bırakılmıştı. Batı Gök-Türklerinden Yabgu, Kagan-fu-tu Kalesi’ne sığınmıştı. Kao-ch’ang’lıların etkisinde kalarak Çin’e bağlandı. Beşbalık’taki bu bölgeye T’ing-chou adı verildi.

 

Karaşar (Yen-ch’i):

 

Diğer Türkistan şehirleri kadar büyük olmasa da Karaşar şehir devletçiği, coğrafi konumu itibarıyla son derece stratejik öneme sahipti. Bu şehrin bir başka özelliği Batı Gök-Türk merkezine yakın olması idi. Yazlık merkez olan Aktag(Çince Pai-shan)’a 15 günlük yürüme mesafesinde bulunuyordu.

I.Gök-Türk Devleti döneminde onların hakimiyetine giren Karaşar’da 632 yılında kralları Lung-t’u-ch’i-chih, Batı Gök-Türk ülkesinin karışmasını fırsat bilip, Çin ile temas kurmak için harekete geçmiş ve Çin sarayına elçi göndermeye başlamıştı. Sui hanedanı yıkıldığı zaman (617) onların çöl yolu kapanmıştı. Çin ile olan tek irtibat yolu Kao-ch’ang’dan geçiyordu. T’u-ch’i-chih büyük çölden yeni bir yol açmak istedi ise de Kao-ch’ang’lılar buna kızıp sınırlarını yağma ettiler. Batı Gök-Türklerinden Baga Şad,Tuo-lu-nu-shih-pi tarafından sıkıştırılıp zor duruma düşürüldüğünde Çin’e gitti. Yolda iken Tuo-lu tekrar ona saldırdı ve Çin’e elçi gönderip durumunu anlattı. Meşhur atlardan da sunmuştu. Yine Batı Gök-Türklerinden Hsi-li-shih(İlci), kagan olduğunda Karaşar’a karşı iyi davrandı. 638 yılında Ch’u-mi, Ch’u-yüe boyları ile Kao-ch’ang’lılar beş Karaşar Kalesi’ni işgal ettiler. Bin beş yüz insanı yağma edip evleri yaktılar. 639’da Kao-ch’ang’a kadar gelen Çin ordusuna destek veren Karaşar’lılar, sonuçta en büyük rakipleri Kao-ch’ang krallığı yıkılınca eski şehirlerine kavuşma imkanı buldular.

 

Buna rağmen Karaşar, Çin’deki T’ang hanedanına bağlılığını fazla sürdürmek istemedi. Batı Gök-Türk vezirlerinden Kül Çor ile onların kralı T’u-ch’i-chih akraba idiler. İkisi de güçlerini birleştirip, Çin’e vergi göndermeyi kestiler. An-hsi askeri valisi olan Kuo Hsia-k’o, onları cezalandırmak için imparatordan izin istedi. Karaşar’lı bazı devlet adamları kendiliğinden Çin ordusuna katıldı. Karaşar’ın dört tarafı dağlarla çevrili idi. Bunların dışında su vardı (herhalde kanallar mevcuttu). Karaşar’lılar buna güvenerek hazırlık yapmadılar. Kuo Hsiao-k’o suyu kesti ve şehre hücum edilip ele geçirildi. Karaşar kralı T’u-ch’i-chih, oğlu ve karısı ile Lo-yang’a götürüldü. Burada suçları affedilip herhangi bir cezaya çarptırılmadılar.

 

Çinli kumandan Kuo Hsia-k’o, Karaşar’dan döndükten üç gün sonra Kül Çor, onun Karaşar kralı yaptığı Li-p’o-chun’u tahttan indirdi. Yerine Tu-dun’u kral yaptı. Fakat, T’ai-tsung onu kral olarak tanımayınca Tu-dun tahttan feragat etti. Karaşarlılar, Hsie-p’o-a-na-chih’yı kral yaptılar. Neticede Li-p’o-chun, Kuca’ya gönderildi ve orada öldürüldü. Çin ordusunda vazife alan Türk asıllı kumandan A-shih-na She-er, Hsie-p’o-a-na-chih’yı teslim aldı ve öldürdü. T’u-ch’i-chih’nın ağabeyi P’o-chia-li’yi kral yaptı ve Yen-ch’i (Karaşar) askeri valiliği kuruldu. Onun ölümünden sonra T’u-ch’i-chih’yı Çin’den geri isteyen Karaşar’lı devlet adamaları o gelince tekrar kral yaptılar.

 

Kuca:

 

Kuca şehir devletçiği, Hunlar zamanında da önemli bir merkez idi. Yine diğer şehirler gibi hızla büyüyen Gök-Türk siyasi gücüne dahil olmuştu. 630 yılında Çin ile münasebet kurma fırsatı bularak, elçi gönderen Kuca’lılar o esnada at sunmuşlardı. Ancak, daha sonra eskiden olduğu gibi yine Batı Gök-Türklerine vassal oldular.Çünkü bazı Batı Gök-Türk beyleri Çin hakimiyetini tanımayıp, bağımsızlık mücadelesi veriyordu. Onları bastırmak üzere büyük bir Çin ordusunun başında Türkistan’a gelen Kuo Hsia-k’o adlı Çinli kumandan Karaşar’ı ele geçirdiğinde Kuca’yı da Çin’in etki alanına soktu. Ancak, Çin sarayına vergi göndermiyorlardı. Kralları Su-fa-t’ie ölünce yerine kardeşi Ho-li-pu-shih-pi geçti. 647 yılında Çin sarayına elçi gönderip vergi sundular.

 

Karaşar’ın üzerine büyük bir Çin ordusu sevk edilip, bu şehir düşünce Kuca’lılar korktular. Kuca üzerine yapılan ileri harekatta T’ang İmparatorluğu hizmetinde bulunan Türk asıllı A-shih-na She-er şehri ele geçirdi. Kral yakalandı ise de veziri Na-li gece kaçmayı başardı. Bu arada Batı Gök-Türk’lerinden on binden fazla kişi onunla bir araya gelip savaştı. Fakat, Çinli generaller adım adım ilerleyerek onu mağlup ettiler. Na-li kaçarken yakalandı. Sonuçta She-er, kralın kardeşi Yabgu’yu Kuca kralı yaptı. Yakalanan Kuca’lı devlet adamları Çin’e götürülmüşlerdi ve Kuca’da dört askeri garnizon kurulmasını emrederek, bundan sonra söz konusu bölgenin An-hsi askeri valiliği emrinde idare edileceğini ilan etti. T’ai-tsung’un ölümünden sonra Kao-tsung tahta çıkınca Ho-li-pu-shih-pi tekrar Kuca kralı tayin edildi. Vezirleri Na-li ile Ho-la-tien’in dahi ülkelerine dönmelerine izin verildi. Uzun süre sonra kralları Çin sarayına geldiğinde Kuca’da yine karışıklıklar çıkmıştı. Batı Gök-Türklerinden Ho-lu Kagan’a bağlılıklarını bildirdilerse de Çinli kumandan Yang Chou duruma müdahale etti. Daha sonra Kuca askeri valiliği kuruldu.

 

Kaşgar:

 

Batı Gök-Türklerin dağılmasından yararlanan bir başla şehir devletçiği Kaşgar idi. 635 yılında Çin’e elçi gönderip meşhur atlarından sunan Kaşgar’lılar diğer Türkistan şehirleri gibi 630’da Çin ile temasa geçmek için hediye göndermişler ve kendi memleketlerinde yetişen mallardan getirmişlerdi. T’ang hanedanı ile münasebetler kurmalarından önce Batı Gök-Türk hanedan ailesinden bir prenses ile Kaşgar kralı evlenmişti. 635 yılından sonra Çin’e vergi göndermeyi hiç kesmediler. Ancak, 680’de Tibetliler bir süre Kaşgar’ı işgal ettiler.

 

 

Hoten:

Doğu Türkistan’ın güneyinde yer alan Hoten, Hunlar zamanından beri topraklarından çıkan yeşim taşları ile meşhur olmuştu.

Önceleri Batı Gök-Türklere vassal olan Hoten 632’de Çin’e ülkesinde bol miktarda çıkan yeşim taşlarıyla süslü kemerler göndermiş, imparator T’ai-tsung bundan çok memnun olup, onlara cevap vermişti. Çin ordusu A-shih-na She-er kumandasında Kuca’ya hücum ettiği sırada endişeye kapılan (Çin ordusuna) lojistik destek sağlamıştı. Kuca’nın düşmesinden sonra Çin ordusunun kumandanlarının gönderdiği elli süvariye teslim olan Hoten Kralı Çin sarayına gitti. 650 yılında adı geçen kral Çin İmparatoru Kao-tsung tarafından sağ cesur muhafızları generali tayin edildi.

 

Semerkand:

Çin’den çok uzakta olan Semerkand, Batı Gök-Türk taht mücadelelerinin bir çoğuna katılmak zorunda kalmıştı. Ancak, onlarda bu devletin dağılmasını fırsat bildiler.

631 yılında T’ang İmparatorluğu’nun vassalı olmak için müracaat eden Semerkand Kralı, 635’te aslan, 637’de gümüş, altın ve benzeri çubuklardan vergi olarak sundular. T’ai-tsung onun ülkesinin çok uzakta bulunmasına rağmen hediye göndermesini memnunlukla karşılamıştı. 650 yılından sonra Semerkand askeri valiliği tesis edildi.

 

 

Taşkend:

 

Shih-kuo, yani taş ülkesi adıyla anılan bu şehir, 621 yılından sonra Batı Gök-Türk tahtına geçen T’ung Yabgu’nun merkezini naklettiği Chiou-ch’üan(Bin Pınar-Mingbulak)’e yakındı. Dolayısıyla 630 ‘dan sonraki mücadelelere onlarda karışmak zorunda kaldılar.

Taşkend’liler, 618-649 arasında defalarca kendi ülke mallarından sundular. 658’de onların toprakları Çinliler tarafından Ta-yüan askeri valiliği yapıldı.

 

Fergana:

 

627-649 yılları arasında kralları Ch’i-pi, Batı Gök-Türk K’an Bagatur tarafından öldürülmüş; A-se-na Shu-ni şehri idare etmekle vazifelendirilmişti. A-se-na Shu-ni ölünce oğlu Ho-po-chih, Ch’i-pi’nin ağabeyinin oğlu A-le-san’ı kral yaptı. O, Hu-men Kalesi’ni, Ho-po-chih, K’o-sai Kalesi’ni idare edeceklerdi. 656’da Çin’e elçi gönderen Ho-po-chih vergi sununca İmparator Kao-tsung buna çok memnun oldu. 658 yılında K’o-sai şehri Hsiu-hsün-chou valiliği yapıldı. A-le-san askeri vali tayin edilmişti. Bu yıldan sonra her yıl Çin başkentine vergi yolladılar.

 

Hami:

 

Coğrafi olarak, Türkistanın en doğu ucunda olan Hami şehri ipek yolu üzerinde adeta yolların kesiştiği bir bölge konumunda idi. Ayrıca Batı Gök-Türk devletinin de doğu ucunda olması şehrin stratejik önemini VI. asırda artırmıştı.

630 yılından önce Gök-Türklerin tabiyetinde olan Hami Şehri (kale) nin reisi bu yılda Gök-Türkler Çin hakimiyetine girince T’ang İmparatorluğu başkentine geldi. “İl Kagan’ın tamamen ortadan kalkmasından sonra yedi şehri de Çin’in teb’ası oldu” kaydından etrafında o devirde en az yedi kale şehrin mevcut olduğunu anlıyoruz. Bundan sonra Hami bölgesi topraklarına Çinliler Batı Hami Eyaleti (Hsi-i chou) adını vererek kendi topraklarına kattılar

 

Neticede 630 yılı Batı Gök-Türk siyasi kuruluşunun karışıklığa düşmesine sahne olurken yaklaşık seksen yıldan beri ona bağlı tarihi Türkistan’ın şehir devletçikleri Kao-ch’ang(Turfan), Hami, Kuca, Karaşar, Hoten, hatta Kaşgar, Semerkand, Taşkent, Fergana gibi daha uzak batıdakileri dahi, ortaya çıkan yeni siyasi boşlukta Çin’deki T’ang hanedanıyla siyasi ilişki kurmak istediler. Ancak, Çinliler o dönemde Orta Asyadaki en büyük güç olduklarından derhal, onların teşebbüslerini kendilerine bağlanmak istedikleri şeklinde yorumladılar. Zaten geçmişten beri herhangi bir askeri güce sahip olmayan bu şehir devletçikleri, kısa zaman içinde Çin hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldı. Bu sırada eski hamileri Batı Gök-Türkleri ise hanedandan gelen beylerin birbirleri ile kıyasıya mücadele etmeleri yüzünden toparlanamıyordu. Dolayısıyla yalnız kalan adı geçen devletler 650 yılına gelindiğinde birer birer Çinlilerin bölgede kurduğu askeri valiliklere dahil oldular. Bir daha Çin’deki T’ang hanedanı tarafından bağımsızlık hareketlerine izin verilmedi. Daha sonra Uygur, Karahanlı, Karhıtay, Cengiz devletlerine bağlandıktan sonra nihayet Çağataylıların ve Timurluların zayıflayıp tarih sahnesinden çekilmesi üzerine(XV.asrın sonu ve XVI.asrın başı), hanlık, emirlik,beylik ve benzeri isimlerle ortaya çıktılar.

4 Yanıt to “Türkistan Şehirlerinin 630-682 Yılları”

  1. Dinar said

    Sizin makalelerinizi okuyorum beni her yonden zenginleştiriyor
    Teşekkür ediyorum

  2. sewweett said

    size çok teşekkür ediyorum birde Aksu şehri ile ilgili bilgilerinizi yazarsanız daha iyi olur🙂

  3. :) mutlu :) said

    bu bilgiler çok çok işime yaradı teşekkürler başarılar🙂

  4. Taha said

    hocam türk tarihi hakkında kitap yazacaktım bu makaleleriniz ilaç olacak isminizi ve kitabınızı makalenizi belirterek alıntı yapabilirim. telif hakkı açısından herhangi bi sakınca olurmu? hocam ayrıca töles boylarına devlet diyebilirmiyiz ?şimdiden teşekkürler saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: