Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

ÇİNLİ DİPLOMAT CH’ANG SUN-SHENG

Türkçe yazılmış kitabeler dışında en mühim kaynaklan Çin­ce olan Gök-Türk tarihin, Türk adının ilk defa devlet ismi şeklinde kullanılması sebebiyle tarihimizde seçkin bir yeri bulunmaktadır. Ancak, İslam öncesi dönemde Orta Asya’da kurulan diğer Türk devletlerinin olduğu gibi Gök-Türk tarihinin de Türkçe kaynaklan, yetersiz olduğundan bu devrenin teferruatı Çin tarihi kaynaklarındandır.Eğer Çince yazılı tarihi belgeler mevcut olmasaydı, Gök-Türkler ve İslam öncesi dönemde kurulan diğer Türk devletlerinin tarihini öğrenmemiz çok zor ve az olurdu.Gök-Türkler hakkında bilgi veren Çin kaynaklarının başında hiç şüphesiz hanedanların yıllıkları gelmektedir. Ansiklopedik ve kronolojik nitelikteki eserler bunu takip etmektedir[1]. Yıllıklar muhteva bakımından en geniş eserlerdir. Bunlardan önce Pen-chi adı verilen imparatorlar bölümlerinin kayıtları tutulmuştur. İmparatorların şahsiyetlerinden ve gelişen siyasi olaylardan kısaca bahsederler. Arkasından imparatoriçe ve önem sırasına göre diğer devlet adamlarının alimlerin, sanatçıların biyografileri yer alır. Bazı yıllıklarda müzik, coğrafya, seramoni vb. bölümler vardır. Söz konusu bölümler yıllıklara göre değişik sıralama almışlardır. Bütün yıllıkların sonlarında yer alan yabancılara ait bölümleri ise tarihimizi en çok ilgilendiren kısımlardır. Çünkü, buralarda müstakil kaydedilmiş yabancı kavimler hakkındaki kısımlarda soy kütükleri, kabilelerin doğuşu ve gelişmeleri, devletlerinin kuruluşu, teşkilatı, sosyal yapısı ve kültürü anlatılmaktadır. Kısacası Çinli olmayan kavimlere dair derli toplu bilgi bulunmaktadır.Aslında bu yabancı kavimler bölümlerine daha zengin vesikalar şahıs biyografilerinde toplanmıştır. Şahıs biyografilerindeki bilgiler teferruat açısından yabancı kavim bölümlerinden daha geniştir. Bunun sebebi ilgili şahısların (savaş, elçilik vb. olaylarla) söz konusu yabancı kavimlerle direkt temasa geçmiş olmaları ve neticede imparatorlarına rapor vermeleridir. Bu yüzden şahıs biyografileri hem imparatorluk (pen-chi), hem de yabancı kavim (yerine ve zamanına göre değişik isimler: Ti, Jung, İ, Pei Ti, Hsi Jung, İ-yü, Hsi-yü, Nan Man vb. başlıklar adı altında zikredilirler) bölümlerinden bilgi bakımından daha zengindirler. Diğer taraflarda yazılmayan hadiseler konuyla ilgili şahsın biyografisinde mutlaka yazılmıştır. Mesela 581-617 yıllarına ait Gök-Türk tarihine ait bilgilerin en muhtevalısı Ch’ang Sun-sheng ve P’ei Chü[2] isimli Çin devlet adamlarının biyografilerinde mevcuttur. Bu devirde meydana gelen olayların çoğu özellikle raporlar Gök-Türk bölümlerinde kaydedilmemiş, konuyla ilgili şahısların biyografilerinde yazılmıştır.580 yılında Ch’ien-chin (Bin Altın) prensesin gelin gelişi sırasında elçilik heyeti başkanına yardımcı olarak Gök-Türk ülkesine gelen Ch’ang Sun-sheng, 609 yıhnda ölümüne kadar Çin-Gök-Türk ilişkilerine yön vermiştir. Birbiri ardına hazırladığı raporları Suei imparatoruna sunan Ch’ang Sun-sheng, Gök-Türk ülkesini tanımanın avantajlarını çok iyi kullanmıştır.Biyografisinde mükemmel bir nişancı olarak tanıtılan Ch’ang, Sun-sheng, Gök-Türkler nezdinde gövde gösterisi yapmak için Çinliler tarafından özellikle seçilmişti. Askerliğe ve nişancılığa çok düşkün olan Gök-Türkler, onu çok sevmişler ve kendisiyle yakınlık kurmuşlardır. Bu yakınlığın neticesinde çıkılan av seyahatlerinde Gök-Türk ülkesinin coğrafi durumunu, askeri gücünü öğrendikten başka Çinliler için en önemli noktanın farkına vardı. Bu nokta Gök-Türk hanedan üyeleri arasında büyük bir anlaşmazlık olması idi. Bunu farkeden Ch’ang Sun-sheng, daha sonra devamlı anlaşmazlığı körüklemiş ve 582 yılında Kore’den Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanan I. Gök-Türk devletine bağlı Türk ve Moğol kabilelerinin isyan etmelerini teşvik etmişti. Aşağıda verilen tercümede de görüleceği üzere adı geçen diplomat 609 yılında ölümüne kadar Gök-Türklerle ilişkilerde Suei imparatorunu yönlendiren bir numaralı kişi olmuştur. Çin onun fikrini alır ve ona göre yeni politika uygulardı. Nitekim onun ölümünden sonra Suei hanedanının Gök-Türkler üzerindeki siyasi üstünlüğünü kaybetmesi, 615 yılmda İmparator Yang’ın Gök-Türk kaganı Shih-pi tarafından kuşatılınca o sıkıntılı anında “şimdi Ch’ang Sun-sheng memurum olsaydı, Gök-Türkler buraya kadar gelemezdi” diyerek iç çekmesi onun başardığı büyük işlerin önemini göstermektedir.Bu itibarla ch’ang Sun-sheng’ın biyografisi Gök-Türk tarihi için çok zengin vesikalar ihtiva etmektedir. Hiç bir yerde bulunmayan vesikaların, raporların kopyaları onun biyografisine alınmıştır. Hepsi Türk tarihi için çok değerli belgelerdir, pei shih’da kayıtlı[3] biyografide raporlar özet olarak alınmıştır. Az da olsa hatalı bilgilere tesadüf edilmektedir. Dolasıyla Suei Shu’daki metin daha muteberdir. Liu Mao-tsai da Suei Shu’daki biyografiyi tercih edip, eserinde tercümesini yermiştir[4]. Ancak, Pei Shih’daki metinle mukayese etmemiştir. Ayrıca unvan, isim ve yer adlarının hepsini açıklamamıştır.Biz bu makalemizde yukarıda Türk tarihi için önemini açıkladığımız Çinli diplomat Ch’ang Sun-sheng’ın Gök-Türkleri bölmek ve Çin’in hakimiyeti altına almak için hazırladığı plan ve raporlardan oluşan Suei Shu 51’de kayıtlı biyografisini Türkçeye tercüme edip metinde geçen gerekli isim ve unvanları açıklamaya çalıştık.Metin:“….İmparator Hsüan zamanında[5] Gök-Türk Kaganı She-t’u[6] bir Chou prensesiyle evlenme teklifinde bulunduğunda Chao prensi Chao’nun kızının gelin olarak Gök-Türklere gönderilmesi kabul edildi.Bundan sonra Chou’lar ve kagan her yerde birbirlerini övmeye başladılar. Fevkalade yiğit ve cesur kişilerden oluşan kalabalık bir elçi heyeti seçildi. Sheng, Ju-nan[7] bölgesi memuru olan Yü-wen Sheng-ch’ing’e Ch’ien-chin prensesin Gök-Türklerin merkezine götürülme işinde yardımcı tayin edildi. Bunlar beraberce kaganın otağına vardılar. Heyettekilerin sayısı bir kaç on sıra idi. Kagan çoğunu selamlamadı. Sadece Sheng’ı görünce ona yakınlık gösterdi[8]. Devamlı ava davet edildi. Yıl sonuna kadar beraberce avda kalıyorlardı.Bir defasında kagan iki av kuşu üzerinde Sheng’ın avcılığını tecrübe etti. Kuşlar uçtular ve ete saldırdılar. Sonra Sheng’a iki ok vererek’ nişan al’dedi. Sheng eğri yayı[9] alıp gererek oku attı. Et için mücadele eden iki kuşu da vurdu. Böylece bir atışla iki işi başarmıştı. Kagan bundan çok hoşlandı; kardeşlerine, oğullarına ve akrabalarına, diğer önemli adamlarına Sheng ile dostluk kurmalarını emrederek, onunla yakından ilgilenip ok atmasını öğrenmelerini istedi[10].Kardeşi Ch’u-lo-hou’nun[11] unvanı T’u-li Şad idi[12]. Bu şad özellikle halkın gönlünü kazanmıştı. Bu sebeple She-t’u (İşbara) tarafından kıskanıldı. She-t’u kalbinin içinde gizli kin besliyordu. Kardeşine karşı gizlice Sheng ile anlaştı.Sheng, çıktıkları av seyahatinde dağları dereleri gezerek Gök-Türklerin gücünü kuvvetini öğrendi. Gök-Türk ülkesinde olan biten her şeyin iç yüzünü anlamıştı. Suei imparatoru Kao-tsu (Wen)[13] daha imparator olmadan önce şansölyelik yaptığı zaman Sheng durumu ona anlattı. Dolayısıyla çok memnun olan imparator ona Ch’e-tou-wei[14] unvanını tevcih etti.K’ai-huang[15] saltanat devresinin birinci yılında (581) İşbara dedi ki; “Biz Chou hanedanıyla evlilik yolu ile akrabayız. Şimdi Suei memuru Chou’lara isyan ederek istiklalini ilan etti ve kontrol altına alınamadı. Bu duruma çok üzülen hatunumun yüzüne nasıl bakabilirim? Sonra bu sebeple Kao Pao-ning[16]‘i yanına alarak Lin-yü[17] garnizonunu işgal etti. Bütün boylarını toplayarak hep beraber güneye saldırma planlan yapıyordu, imparator tahta henüz yeni çıkmış olduğu için çok korktu, hemen Çin şeddini tamir ettirdi ve kuzey sınırlara asker yığmaya başladı. Gizlice generallerinden Shou’ya, You-chou’ya[18], Yü Ch’ing-tse’ya da Ping-chou’yu[19] savunmalarını emretti. Bu arada kendisi savunma için on binlerce askeri sınırlara yığarak hazırlandı.Sheng, önceden beri She-t’u (İşbara)’nun Tien-chüe[20], A-p’o[21], Ch’u-lo-hou ve amcaları, yeğenlerinin, kardeşlerinin her birinin bir tarafla askeri bakımdan kendilerini kuvvetlendirdiklerini biliyordu. Hepsi kagan unvanını taşıyordu[22]. Gök-Türkler bu sırada dört ayrı kaganlık halinde idiler, içlerinde kıskançlık ve şüphe vardı. Fakat, dışarıya karşı tek vücut oluyorlardı. Onları kılıç kullanılarak yenmek zordu. Ancak, içeriden bölmek çok daha kolay idi.Bu sebepten dolayı imparatora sunduğu raporda Sheng şöyle dedi: “Bendeniz duydu ki; (Gök-Türkler) hızla felakete sürükleniyorlar, siyasetimize aynen devam etmeliyiz. Tanrının verdiği fırsatlar ile kutsal insanlar onun hizmetinde başarılı olurlar. İmparatora tabi yüz kralın sonuncusu olarak onlar (Gök-Türkler) bin yıl hakimiyet altına alınsalar, bu süre içinde Çin emniyette olur. Yabancıların diken batırmaları arttığında[23] onları itaate almaya giden kumandanlar mağlup olarak bir tarafa atıldılar. Sonra Gök-Türkler saldırıya geçerek sınırlara tecavüz ettiler. En doğrusu bunları cezalandırmak yavaş yavaş karışıklığa düşürmektir. Çok uzun zamanın planlarını yapmalıyız. Kötü olayları teferruatıyla hatırlamalıyız. İyi ve kötü şans, alçak gönüllülük neticesinde tevazu göstermeliyiz. Chou’ların[24] son zamanlarında bendeniz elçilik vazifesi sırasında mahcup düşmüştü. Hsiung-nu’lar gizliliğe çok önem vererek olup biten bütün gerçekleri biliyorlardı[25].Tien-chüe sebebiyle She-t’u (İşbara) dışarıya karşı güçlü bir görüntü verirken, içeride ise çok yalnızdı ve ülkesi içindeki çatlakları gizlemeye çalışıyordu[26]. Duygularını dışarıya vurduğunda kendi ülkesinde kendi milletiyle savaşması gerekecekti. Üstelik Ch’u-lo-hou vardı ki; She-t’u nun kardeşi olmakla beraber çok kurnaz ve güçlü idi. Çeşitli yollardan halkın sevgisini kazanmıştı. Millet onu çok sevdiği için She-t’u kendini emniyette hissetmiyor, ayak izleri ile çatlağı kapamaya çalışıyor; aslında içinde korku ve şüphe vardır. Diğer taraftan A-p’o (Ta-lo-pien) baş kemirgen idi ve sınırları onun toprakları arasında bulunuyordu[27]. Bu da She-t’u’yu korkutuyordu.She-t’u, onun (A-p’o) halkını kendi tarafına çekerek kuvvetlendi. Bu şekilde kalbindeki korku dağıldı. Şimdi uzakla işbirliği yakınla savaş daha uygundur[28]. Kuvvetlilerle ayrılınsın zayıflarla işbirliği tesis edilsin, Tien-chüe (Tardu) ile elçi teatisinde bulunarak A-p’o’ya karşı ittifak teklif edilsin, sonra (İşbara) idaresi altındaki kuvvetleri toplayarak doğu bölgelerini korumaya çalışacaktır. Ayrıca Ch’u-lo-hou’yu kendi tarafımıza çekelim ve Moğol kabilesi Hsi’lere[29] dahi elçi gönderelim. Böylece She-t’u’nun idaresindeki halk bölünür, batı tarafıyla savaşa hazırlanır[30]. Başından ayağına kadar kıskançlık ile dolar, neredeyse kalbi durur. Onlarca yıl sonra cezalandırılır ve ülkesi boşaldığı için çok kolay yıkılabilir.İmparator, Sheng’ın gösterdiği bu hizmetten çok memnun oldu. Daha sonra onu saraya çağırdı ve özel olarak (Gök-Türkler) hakkında bilgi aldı; bu sefer Sheng tekrar kendi ağzıyla duruma açıklayarak, eliyle Gök-Türk ülkesindeki dağların derelerin resmini çizdi.Gerçek olanlarla olmayanları iyice belirtti. Sanki hepsini avucunun içinde imiş gibi gösterdi. İmparator, Sheng’ın verdiği izahatlar karşısında hayretini gizleyemedi ve derin derin içini çekti. Onun tavsiyelerinin hepsini kabul etti. Gerekenleri yapacağını söyledi. Sonra T’ai-pu[31] unvanlı Yüan Huei’i, İ-wu[32] yoluna gönderdi. Bu elçi Gök-Türklerin içinde Tardu’nun bulunduğu yere giderek[33] kurt başlı sancağı sundu[34]. Gök-Türkler elçiye fazla saygı göstermemişlerdir. Fakat, kurt başlı sancağın sunulmasından sonra olağanüstü güzellikte bir merasim yapıldı.Daha sonra Tardu elçi gönderdiği sırada, She’t’u’nun elçisi de Suei başkentinde idi. Tardu’nun elçisi, She-t’unun elçisinin oturduğu yerden yükseğe ayrılmaları başarılmıştı. Sheng, bu başarılarından dolayı “savaş arabaları ve süvariler generalliğine” tayin edildi[35].Sheng, Huagn-lung[36] civarına giderek Hsi, K’u-mo-hsi ve Ch’i-tan[37] kabileleriyle görüşerek onlara hediyeler sundu ve onları Gök-Türklere karşı isyan etmeleri için ikna etti. Sonra Ch’u-lo-hou’nun bulunduğu yere giderek Gök-Türk ülkesindeki bozukluğu daha da arttırmaya çalıştı. Ch’u-lo-hou’ya derinden saygı gösterilip, Çin’e itaati sağlandı.İkinci yılda (582) She-t’u (İşbara) dört yüz bin süvariye kumanda ederek Lan-chou’ya[38] girdi. Chou-p’an[39] bölgesine kadar ilerledi. Çinli general Ta-hsi Chang-ju[40]‘nun ordusunu yendi. Daha güneye ilerleme planları yapıyordu. Ancak, orduda olan Tardu, bunu kabul etmeyip kendine bağlı askerler geri döndü. Sheng, tekrar Jan-kan[41] vasıtasıyla She-t’u ya şöyle bir mesaj iletti: T’ie-le (Töles)ler[42] ve diğer boylar isyan etti, She-t’u’ya saldırabilirler. Bunun üzerine She-t’u endişeye kapılarak, ordusunu topladı ve Çin şeddinin (dışına) kuzeyine döndü.Birkaç ay sonra Gök-Türkler büyük bir saldırıya giriştiler. Harekat sekiz koldan gelişmeye başladı. Çinli kumandanlar ayrı ayrı savunmaya çalıştılar.Bu arada, A-p’o, Liang-chou’ya[43] hücum edip, Tou Jung-ting ile savaştı. Kuzeye Gök-Türk kumandanları mevzilendi. Sheng, Pi-en (kanat) generali olduğu zaman elçi sıfatıyla A-p’o’nun yanına giderek: She-t’u her saldırısında savaşların hepsini kazanıyor. A-p’o ise ilk defa saldırdı. Başarılı olsa dahi Gök-Türkler onunla alay edecek, o zaman kendisi utanıp için için ağlamaz mı? Ayrıca She-t’u ile A-p’o’nun askerleri birbirine düşmanlar. She-t’u şimdi kazanıyor, çünkü kötü ruhları halkına tesir ediyor. A-p’o’nun yararlı olmayışının sebebi doğuştan ayıbı olmasıdır[44]. She-t’u’nun mutlaka A-p’o’ya dönüp cezalandırması gerekecek, kendi planlarının gerçekleşmesi için kuzeyi (A-p’o) yıkması lazım; kendi otoritesini yerleştirmek istiyor’ dedi.A-p’o’nun elçisi geldiği zaman Sheng, ona şimdi Tardu ile Suei barış halindeler, ayrıca She-t’u memleketinin kontrolünü elinde tutamıyor. Nasıl olur da Göğün oğluna (Suei imparatoru) itaat etmiyor? Siz Tardu ile ittifak yapın, böylece ikiniz de kuvvetlenmiş olursunuz, her şeyi iyice planlayın, askerlerinizi kaybetseniz bile üzerine yüklenin, hemen She-t’u’ya dönüp onun gözden düşmesine sebep olun’ dedi. A-p’o, Sheng’in söylediklerini kabul etti. Bu sebeple işgal ettiği Çin topraklarından kuzeye döndü. Elçileri ise Sheng’ı takip ederek Suei sarayına geldiler.Bu sırada She-t’u, Wei Wang’ın ordusuyla Pai-tao[45] da karşılaştı. She-t’u savaşta yenilip kuzeye çöle (Göbi) çekildi. Aynı zamanda A-p’o’nun hainlik ettiğini duydu ve aniden A-p’ya saldırdı. Onun bütün askerlerini esir aldı, annesini öldürdü. A-p’o arkasına bakmadan batıdaki Tardu’nun yanına gitti. Burada yüz binden fazla asker toplayarak aniden doğuya (She-t’u) hücum etti. A-p’o’nun topraklarını geri alabilmek için çıktığı bu savaşta on binlerce insan çatışmalarda telef oldu. Savaşın sonucunda A-p’o galip geldi. Bundan sonra onun gücü daha da artarak büyüdü[46]. Zor durumda kalan She-t’u, çaresiz Suei imparatoruna elçi göndererek hediyeler sundu. Hatunu olan Ch’ien-chin prensesin soy adının değiştirilerek, Suei hanedanının soy adını almasını teklif etti. İmparator da kabul etti.Dördüncü yılda (584) Sheng, Yü Ch’ing-ts’ya[47] Gök-Türkler nezdindeki elçiliğine yardım etmesi için gönderildi. Yang Shih[48] ailesinin soyadını alan prensesin unvanı da Ta İ olarak değiştirilecekti. Fakat, She-t’u, imparatorun mektubunu alırken ayağa kalkıp eğilmek istemedi. Bunun üzerine Sheng ileri çıkarak “Gök-Türkler ile Suei ikisi de büyük ülke ve göğün oğulları, kagan ayağa kalkmıyor ve kalkmamakta kolayca direniyor; fakat, hatun imparatorun kızı olunca, kagan da hukuken Suei imparatorunun damadı olur. O halde neden selamlamıyor? Yoksa prenses unvanını alamaz’ dedi. Sheng’ın bu sözlerine gülen[49] She-t’u, Ta-kuan’a[50], eşimin prenses olarak takdim edilmesi için eğilmek gerekiyor, biz de kabul edelim” dedi. Neticede She-t’u eğilerek Suei imparatorunun mektubunu aldı.Elçiler dönüşlerinde imparatora bu konu hakkında tam istediği gibi bir rapor hazırlayarak sundular. Yapılan törenle Sheng üç makam birden terfi ettirilerek savaş arabaları ve süvariler generalliğine tayin edildi.Yedinci yılda (587) She-t’u öldü. Bunun üzerine Sheng özel elçi olarak, onun kardeşi Ch’u-lo-hou’yu Mo-ho[51] Kagan olarak selamlamaya gönderildi. She-t’u’nun oğlu Yung-lü[52] de Yabgu Kagan oldu[53].Ch’u-lo-hou, Sheng ile imparatora mesaj göndererek A-p’o, Gök tarafından felakete uğratıldı[54]. Beş-altı bin askeri ile dağların ve vadilerin arasında gizlendi. Alçak gönüllülük göstererek size haber gönderiyorum, yakalayıp size sunacağımı, imparator askeri ve sivil memurları toplayarak konuyu müzakereye açtı. Yüe-an[55] memuru Yüan Chiai[56]. Lütfen onun (A-p’o) başını kesip bir sıngın ucuna geçirerek cezalandırınız’ derken, Wu-yang[57] memuru Li Ch’ung[58]    lütfen hayatta kalsın, Çin’e saldırıya geçtiği zaman açık bir şekilde yenilerek cezalandırılmalıdır. Nihayet İmparator, Sheng’a ‘nasıl yapalım’ diye sordu.Sheng, cevap alarak ‘eğer Gök-Türkler (Baga Kagan) Çin’e saldırırlarsa, onlan cezalandırmak için yardıma ihtiyacı olacak, o da aynı şekilde cezalandırılmalıdır. Şimdi bütün kardeşler birbirleriyle savaşarak memleketi mahvetmek üzereler. A-p’o’nun vaziyeti kötü, ona karşı memleketini koruyamaz. Çünkü büyük maddi sıkıntı (kıtlık) içinde bulunuyor. Üzerine gider ve öldürür, ikisinin de anlaşmaları çok uzak ihtimal’ dedi. İmparator, onun söylediklerine ‘mükemmel’ dedi.Sekizinci yılda (588) Ch’u-lo-hou öldü. Bunun üzerine imparator Sheng’ı taziyetlerini bildirmek üzere tekrar Gök-Türklere yolladı. Ayrıca Sheng, Ch’en devletinin yıkılışında elde edilen hazine ve kıymetli eşyayı yeni kagan Yung-lü (Tou-lan) ye sundu.On üçüncü yılda[59] Suei hanedanının muhalifi Yang Ch’in, Suei ordularına mağlup olarak Gök-Türk ülkesine kaçtı. Çeşitli hileler  ile P’eng kalesi[60] memuru olan Liu Ch’ang[61] ile beraber Yü Wen-shih[62] ailesinin kızı olan Ta İ prensesi Suei hanedanına karşı hareket etmeye ikna ettiler ve isyan planları yapmaya başladılar. Kagandan prensesin gelmesine müsaade etmesini istediler. Yung-lü onlara inanmıştı ve vergi göndermeyi kesti. Bunun üzerine imparator Sheng’ı tekrar Gök-Türklere göndererek, konuyu araştırmasını istedi. Gök-Türk ülkesine gelen Sheng’a prenses söz ile haraket etti ve saygı göstermedi; üstelik özel adamlarından An-suei-chia’yı[63] Yang Ch’in’e göndererek, onunla ortak planlar yaptı. Yung-lü’yü Suei imparatoruna karşı cephe almaya tahrik etti. Bunun üzerine başkente (Ch’ang-an) geri dönen Sheng durumu imparatora bir raporla bildirdi.Suei imparatoru, Sheng’ı yine Yang Ch’in’in faaliyetlerini takip etmesi için yeniden Gök-Türk ülkesine gönderdi. Yung-lü, Sheng’ı gayet isteksiz bir şekilde karşıladı ve “biz misafirler ile buradakileri (Yang Ch’in ve adamları) hangi tür insan olduklarına bakıp ayırmayız’ dedi. Bunun üzerine Sheng, onun (Yung-lü) Ta-kuan (toygun)ına rüşvet vererek kandırdı, akabinde toygunun adamları geceleyin Yang Ch’in’i bulunduğu yerde yakalayıp, Yung-lü’ye gösterdiler. Böylece prensesin yaptığı gizli işler açığa çıkmış oluyordu. Diğer devlet adamları bu durumla alay ettiler. Neticede Yung-lü, An-suei-chia’yı tutukladı. Sheng’la beraber gönderip teslim etti. İmparator, Sheng’ın bu faaliyetinden çok memnun olarak onun unvanlarını K’ai-fu’luk ilave etti. Daha sonra tekrar kuzey yabancılarının (Gök-Türkler) içine Yung-lü’nün hatunu olan Ta İ prensesi öldürme vazifesiyle gönderildi.Yung-lü (Tou-lan Kagan) yeniden elçi gönderip evlilik teklifinde bulundu. Suei hanedanı sarayında evliliğe müsaade edilip, edilmemesi konusunda müzakereler yapıldığı sırada Sheng, imparatora şöyle bir rapor sundu: ‘Bendeniz Yung-lü (Tou-lan)’yü gördüm. Büyük bir titizlikle inceledim ki; özellikle Tardu ile arasında büyük anlaşmazlıklar mevcut, bu sebeple onun (Tardu) devletine bağlanıyorlar. Evliliğin yapılmasına müsaade edilirse neticede isyan edebilir. Eğer şimdi Shang prensesi alırsa saygı ve hürmet kazanacak, Tardu ve Jan-kan, onun bir araya gelme teklifini kabul edecekler ve daha da karşı geleceklerdir. Korkarım planımızı uygulamak (Gök-Türkleri hakimiyete almak) zorlaşacaktır. Diğer taraftan Jan-kan, Ch’u-lo-hou’nun oğludur. Açıkça saygılı birisidir. Onun yerine geçmek için bugüne ulaştı. Bendeniz önceden onunla karşılıklı görüştüm. Askeri yardım sağlamak için evlenmek ve müttefik olmak istiyor; evlenmeye müsaade edilmez ise güneye doğru göç edecekler, askerleri az güçleri zayıf kolayca pasifıze olup, itaate alınabilirler. Çin’in sınırlarını tehdit ettiğinden dolayı memurların hepsi Yung-lü (Tou-lan)’ye düşmanca tavır almışlar.İmparator Wen, Sheng’ın dedikleri uygun buldu. Çin tarafına çekip etkilemek için Sheng’ı Jan-kan’a göndererek, prenses Shang ile evlenmesine müsaade edildiği bildirdi.On yedinci yılda (597) Jan-kan, beş yüz süvariyi Sheng ile Suei sarayına göndererek gelini istedi. Suei ailesinin bir kıza (Shang) An İ prenses unvanı verilerek evlendirildi. Sheng, Jan-kan’a kendisine bağlı boylar ile birlikte güneye hareket ederek, Tu-chin (Ötüken)’e yerleşip, burada oturmasını söyledi[64]. Yung-lü buna çok kızdı. Acele Çin’e yağmaya girişti. Ancak, Jan-kan, onun her akın işaretini alır almaz durumu Çin sarayına rapor ediyor ve Gök-Türklerin gelişinden önce hazırlıklar yapılıyordu.On dokuzuncu yılda (599) Jan-kan, elçi Sheng vasıtasıyla Suei imparatoruna haber gönderip Yung-lü (Tou-lan)’nün Çin’e saldırı yapacağını bildirdi.Yung-lü (Tou-lan), Ta-t’ung[65] kalesine saldırmayı planlıyordu. Bunun üzerine imparator altı kumandana tedbir almaları için fermanlar gönderdi. Ayrıca Han Wang’ı özel olarak görevlendirip Çin şeddinin kuzeyindeki yollara dağıtarak savaşa hazırlandı. Yung-lü alınan bu savunma tedbirlerinden çok çekindi ve Tardu tarafına dönerek kuvvetlerini onunla birleştirdi. Beraber aniden Jan-kan’a saldırdılar. Çin şeddinin kuzeyindeki topraklarda yapılan savaşta Jan-kan ağır bir mağlubiyete uğradı; büyük-küçük kardeşleri, yeğenleri öldürüldü. Kendisine bağlı boylar perişan olarak dağıldılar. Sheng ve Jan-kan sadece beş süvari ile birlikte dar bir geçitten geçerek güneye doğru kaçtılar. Gece sabaha kadar yüz il[66]‘den fazla yürüdüler. Bu arada birkaç yüz süvari daha topladılar. Giderlerken kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı: ‘Şimdi askerlerimiz yenildi ve saraya dönüyoruz, yenilmiş bir insana büyük Suei göğün oğlu nasıl davranır? Tardu, onlarla savaşa gelmiş olmasına rağmen aralarında herhangi bir anlaşmazlık yoktu. Eğer onun yanına giderse hayatını kurtarabilirdi. Sheng, onun aklından geçenleri anlamıştı, gizlice Fu-yüan garnizonuna adam göndererek, işaret ateşini görünce Sheng’a kale yukarıda, neden işaret ateşi yaktılar” diye sordu. Sheng’kale yüksekte uzaktan yağmacıların geldiği görüldüğü zaman bizim ülkemizde şu metod uygulanır; yağmacılar az ise iki ateş yakılır, çok ise üç ateş yakılır, çok kalabalıklar ve durum acil ise dört büyük ateş yakılır, çünkü böylece görevli memurlar yağmacıların çok olduğunu rahatça öğrenirler.Jan-kan çok korktu ve adamlarına dedi ki: ‘Takip eden askerler sıkıştırdı, ayrıca kaleden dışarı da atılabiliriz (kaleye sokulmayabiliriz)’. Sonra hemen kaleye girdiler. Sheng, onun Ta-kuan (toygun)ı Chih-shih’yı diğer adamlarına kumanda etmesi için kalede bırakırken, kendisi Jan-kan ile birlikte hızla imparatorun yanına saraya gitti. İmparator, Sheng’ın bu hareketinden çok memnun olarak, ona Sol Hsün-wei-piao-ch’i generalliği rütbesini tevcih etti. Ayrıca Sheng’ı Gök-Türk ülkesi özel elçiğili ile görevlendirdi.Sheng, teslim olması için Yung-lü’ye adam gönderdi; çünkü o bölgede felaket olduğunu biliyordu. Gece bir kaç yüz li’yi aydınlatan gök kuşağı vardı Yağmur ve kan üç gün sürdü. Askeri barakalardan yıldızlar yükseliyordu. Gök gürültüsü gibi bir ses vardı. Her gece kendisi ürküp şaşırıyordu. Suei memurlarının geri dönmesini söylediler[67].Sheng, bu gelişme üzerine imparatora yeni bir rapor sunarak, Gök-Türklere hücum edilmesini istedi. Tou-su (bir Gök-Türk tegini) ve beraberindekiler, Jan-kan’ın bulunduğu Çin topraklarına döndüler, Çin’e gelen bu insanların sayısı on binden fazla idi. Sheng, bunları emin bir yere yerleştirdi. Neticede bu Gök-Türk grubu isteyerek, Çin imparatorunun tabiyetine girdiler. Bundan sonra Jan-kan, İ-li-mi-tou-ch’i-jen[68] unvanıyla kagan olduğu sırada Gök-Türkler Wu-an sarayında ok yarışı yapmak istediler. Aralarından on iki mükemmel okçu bu iş için seçidi. Seçilen on iki kişi iki gruba ayrıldı. Ch’i-jen (Jan-kan) Ben, Chang Sun-sheng elçi sayesinde göğün oğlunu görebildim; şimdi ok yarışı yapılıyor, ben yarışa onun grubunda girmek istiyorum’ dedi. İmparator da kabul edince, Sheng’a altı ok verildi. Sheng, okların hepsini geyiğe sapladı ve Ch’i-jen (Jan-kan)’ın ekibi yarışmayı kazandı. Bu arada havada çaylak grubu uçuyordu. İmparator memurlar çekilsin ben de atayım dedi. Mükemmel atışlar yaparak attığı on okun dokuz tanesini isabet ettirdi. Aynı gün bütün memurlara bahşiş verildi.Bundan sonra Sheng uzun süre yalnız ikamet etti. Daha sonra imparator, onu elli bin kişi ile Shou-chou’daki Ta-li[69] kalesinin Jan-kan’ın ikameti için inşasına gitmesini emretti. An İ prenses (Chi-min’in hatunu) ölünce İ Ch’eng unvanlı prenses özel elçilik heyeti ile gönderilerek, Jan-kan (Ch’i-min) ile evlendirildi. Bu vesileyle Jan-kan’ın yanında ulunan Sheng, dönüşünde imparatora şöyle bir rapor verdi: Jan-kan’a bağlı boylar kalabalıklaşıyor. Çin seddinin iç tarafında olmalarına rağmen yine eskisi gibi Yung-lü’nün kontrolü altında bulunuyorlar. İleride zorluk çıkaracaklar. Belirli bir yerde fazla oturmamaları gerekir. Bunları (Jan-kan’a bağlı) boyları) Wu-jüan’e[70] nakletmenizi rica ediyorum. Nehir (San Irmak) Hsia ve Sheng eyaletlerinin arasında doğudan batıya tabii sınır olur; kuzeyden güneye ise dört yüz Li uzunluğunda kanal kazdırılarak, bu bölgenin içinde ikamet etmeleri emredilsin; burada hayvanlarını otlatırlar ve Yung-lü’nün etkisinden uzak kalırlar. Ayrıca insanları sessiz sakin ve emniyette dururlar. İmparator, Sheng’ın dediklerini doğru buldu.Yirminci yılda (600) Tou-lan kagan çok zor duruma düştü. Kendi maiyyetindeki adamlar tarafından öldürüldü[71]. Sheng, ortaya çıkan bu yeni durumu imparatora şöyle bir rapor vererek bildirdi: Sınırlardaki kumandanlar savaşta başarı kazandılar. Gök-Türkler kendi içlerinde birbirlerinden korkup, ayrılıyorlar. Reisleri öldürüldü. Jan-kan’ın Gök-Türk ülkesine gönderilerek onların hakim olmasını rica ediyorum. Çünkü, onlara liderlik etmesi lazım. İmparator müsaade etti. Gök-Türk ülkesine dönen Jan-kan (Ch’i-min Kagan)’a diğer Türk boyları gelip itaat etmeye başladı. Bu durumdan endişelenen Tardu, ordusunu toplayarak onunla savaşa hazırlandı.İmparator bir ferman ile Suei’e itaat etmiş olanlarla birlikte gitmesi ve onlara kumanda etmesi için Sheng’a Çh’in-ch’uan-hsing-chün-tsung-kuan[72] unvanını tevcih etti. Chin eyaleti prensi Kuang ile Sheng, Tardu ile savaşmaya gittiler. Gök-Türk ordusu ile Çin ordusu karşılaştı ise de Tardu’yu yenemediler. Bunun üzerine Sheng, şöyle bir fikir ortaya sürdü” Gök-Türklerin su içtiği pınarlara kolayca zehir akıtılabilir.Sonra zehiri alarak Gök-Türklerin su içeceği pınarlara akıttı. Tardu’nun adamları ve hayvanları bu sulardan içti. Bir çoğu öldü. Tardu şaşırmış olarak dedi ki: Tanrı (gök) suyu bulandırarak beni cezalandırıyor mu? Arkasından geceleyin geri çekildi. Sheng, onu takip ederek binden fazla adamının başını kesti. Yüzden fazla adamını esir aldi. Bin baş hayvanını yakaladı. Prens bu duruma çok sevindi. Beraberce eğlence düzenlediler. Bir Gök-Türk Ta-kuan’ı gelip teslim oldu. Bu toygun oturduğu sırada dedi ki: Gök-Türklerin içinde büyük bir Ch’ang Sun-sheng korkusu var. Onun sesini duyunca gök gürültüsü diyorlar. Atla giderken gördüklerinde ise yıldırım diyorlar. Bunun üzerine prens gülerek dedi ki: “Muhterem general öfkelendiği zaman ülkemin (suei) dışındaki yerleri sarsıyor. Bu ne hayret verici kuvvettir?Kumandan (Sheng) geri döndükten sonra K’ai-fu-i ilk rütbelerinden üç derece daha aldı. Tekrar Ta-li kalesinde gönderildi. Oranın halkını himaye ederek yeniden güvenlerini kazandı.Sheng, Jen-shou saltanat devresinin ilk yılında (601) bir temsilci ile imparatora rapor sunarak dedi ki, “Ben gece merdivenleri çıkarken kuzeyde ıssız yerlerde kırmızı bir bulut gördüm. Uzunluğu yüz li’den fazla, hepsi yağmur taneleri gibi yere düşüp yayılıyorlar ihtiyatla eski kitapları tetkik ettim. Oranın ismi kan saçıyor. O ülkenin (Doğu Gök-Türk ülkesi) hala yıkılması gerekiyor. Hsiung-nu’ların (Büyük Hun İmparatorluğu) yıkıldığı gibi. Şimdi zamanı uygun’. İmparatorun emriyle Yang Su’nun kumanda ettiği ordu, birinci kumandan ve himaye edecek elçi olarak da Sheng, Jan-‘kan (Ch’i-min Kagan)’ın yanma gönderildi. Bu ordu Jan-kan’a kuzey bölgelerinde yaptığı savaşta eşlik edecek idi.İkinci yılda (602) generaller Pei-ho (San nehrin kuzeyi) bölgesinde dinlendiği sırada Gök-Türkerde Ssu-li Erkin[73] kendisine bağlı askerlere kumanda ederek, Jan-kan ve Çinlilerden oluşan orduya hücum etti. Sheng ve general Liang Mo[74] üzerine yürüyüp etrafını sarmaya çalıştılar. Altmış Li’den fazla bir alandan sonra erkinin askerlerini çevirdiler. Neticede erkinin askerlerinin çoğu teslim oldu. Bundan sonra Sheng, Jan-kan’a memurlarını nasıl idare edeceğini öğretti. Kuzey taraflardaki Töles boyları ve diğer asi Türk boyları korkularından Ch’i-min’e itaat ettiler.Üçüncü yılda (603) T’ie-le, Fu-li-chü, Hun, Hsie-sa, Ssu-chie, A-p’a, P’u-ku ve ondan fazla boy[75] birleşerek, hep birden Tardu’ya yüklendiler. Tardu’dan Çin’in itaatine girmesini rica ettiler. Kabul etmeyince de çıkan savaşta büyük bir hezimete uğrayan Tardu, batıya T’u-yü-hun’ların yanına sığındı.Sheng, Jan-kan (Ch’i-min)’ı sağlam bir şekilde Chi-k’ou’ya (Gobi Çölünün doğusuna yakın bir bölge) yerleştirdikten sonra Çin’e geri döndü. Döndüğü zaman imparatorun ölüsü ile karşılaştı. Cenaze daha defnedilmemişti. Tahta çıkan yeni imparator Yang[76]  onu iç işlerinde başka bir vazifeye tayin etti. Ayen gün Sheng’a Sol Ling-chün generalliği[77] unvanını tevcih etti…(daha sonra Sheng, Çin’de Suei hanedanına karşı isyan eden bir valinin hareketini bastırdı)…Ta-ye saltanat devresinin[78] üçüncü yılında (607) imparator Yang, Yü-lin[79] (kara ağaç) ormanlarına) ziyaret gezisine çıktı. Bu arada sınırların kuzeyine çıkıp geçmek istedi. Bu sebeble askerlerini bütün ihtişamıyla düzene sokup silahlandırdı. Arkasından Gök- Türk topraklarına girdi. Chuo[80] bölgesindeki sınırlara vardığında, Jan-kan’ın kendisinin bu hareketinden korkmasından endişe ederek, önce Sheng’ı elçi sıfatıyla onun yanına gönderdi. Gök-Türk merkezine vardığında Sheng, imparatorun bütün maksadını teferruatıyla Jan-kan’a anlattı. Jan-kan Sheng’ı dinledikten sonra kendisine bağlı bütün boyları durumu görüşmek üzere yanına çağırdı. Hsi (K’u-mo)-hsi, Shih-wei gibi ondan fazla başka boyun[81] liderleri Gök-Türk merkezinde toplandı. Otağın önünde bulunan bazı otlar pis koku saçıyordu. Sheng, bu otların temizlenmesi gerektiğini söyledi. Jan-kan bütün haşmetiyle boyları gösterdi ve çadırın önünde bulunan otları işaret ederek” bunlar gerçekten güzel kokuyorlar, garip kokusu yok” dedi. Sheng tekrar “imparatorun geçeceği yerler temiz olmalı, bu şekilde kalbinizdeki saygıyı da göstermiş olursunuz. Şimdi otağda bol miktarda ot var. Ben güzel kokulu olanları bırakalım diğerlerini atalım diyorum” dedi[82].Jan-kan çok tedirgin oldu ve “köleniz suçlu, kölenizin eti ve kemiği göğün oğlunun olsun, bütün vücudum, gücümle nasıl karşı gelmeye cesaret ederim? Özellikle sınırlardaki insanlar kanunları biliyor. General öğretebilir. Generalin (Chnh’ang Sun-sehgn) bilgisi köleyi şeferlendirir’ dedi.Sonra kemerinden bıçağını çıkarıp kendisi otları temizledi. Bütün asil adamları ve boyları acele işe koyuldular. Neticede Yü-lin’den onun merkezine kadar uzunluğu üç bin Li, genişliği, yüz adım olan bir yol imparator için açıldı. Sheng’ın bu planını duyan İmparator, memnuniyetini daha da artırdı. Sonra Huai-yang, T’ai-shou’luğuna tayin edildi. Daha bu vazifeye gitmeden tekrar Sağ Hsiao-wei generali oldu.Beşinci yılda (609) öldü. Öldüğünde elli sekiz yaşında idi. İmparator, onun ölümünden derin üzüntü duymuş, cenazesinde aşırı hürmet göstermişti.Daha sonra İmparator, Yen-men’da Gök-Türkler tarafından kuşatılınca (615) içini çekerek ‘Şimdi büyük diplomat Ch’ang Sun-Sheng olsa idi; Gök-Türkler buraya kadar gelemezlerdi’ dedi. 



[1] Bazı Çin yıllıkları ve diğer tarihi kaynaklarının tanıtım için bkz. W. Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları (çev. Nimet Ulutuğ), Ankara 1942, s.251-259; Liu Mao-tsai, Die Chinesschen Nachiichen Zur Geschichte Der Ost-Türken (T’u-küe), I. Jiesbaden 1958, s.473-483; T’ang Ch’i, “Türk Tarihine ait Çin Kaynakları, ” Tarih Enstitüsü Dergisi, sayı 2, 1971, s. 181-210.; Gülçin Çandarlıoğlu, Ötüken Bölgesindeki Büyük Uygur Kağanlığı (İ.Ü. Edebiyat Fakültesi yayınlanmamış Doçentlik tezi) İstanbul 1972, s.172-174; Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler (542-630), (İ.Ü. yayınlanmamış doktora tezi), İstanbul 1991, s. VII-XIII.

[2] P’ei Chü’nün biyografisinin metinleri Suei Shu 67, s. 1577-1586, Pei Shih 38, s. 1377-1387 ve Hsin T’ang Shu 100, s. 3931-3934’de bulunmaktadır. Ayrıca bkz. B. Ögel, Gök-Türk Yazıtların Apurımları ve Fu-lin Problemi, Belleten, 33, 1945, s.62:87; Taşağıl, Gök-Türk Ülkesine Gelen Çinli Elçilerin Raporlarına Göre Gök-Türk-Çin İlişkileri (İÜ. Sos.Bil.Ens. yayınlanmamış yüksek lisans tezi), İstanbul 1988, s.69-84.

[3] Pei Shih 22, S.817-823. Ch’ang Sun-sheng’ın bu biyografisi Suei Shu’daki metne nazaran daha özettir. Özellikle onun hazırladığı raporların çoğu kaydedilmemiştir. 818. sayfada 11. satırın başındaki “birkaç yıl” ifadesi aslında Suei Shu’da yazıldığı gibi “bir kaç ay” olmalıdır. Yine metinde bazen eksik bilgilere rastlanmaktadır. Dolayısıyla Suei Shu 51, s.l329-1336’da kayıtlı metin birinci derecede önem kazanmaktadır.

[4] Bkz. Liu, aynı eser, I, s.96-110.

[5] Kuzey Chou hanedanın IV. imparatoru olup 578-580 yılları arasında hüküm sürmüştür.

[6] Ch’ang Sun-sheng’in biyografisinde bu hususta hata vardır. Aslında Sh’e-t’u değil T’a-po (Taspar) (572-581) olmalıdır. Gök-Türklerin, Kuzey Chi’i hanedanının yıkılmasından sonra onların arta kalan prensini Taspar Kagan’ın desteklemekten vazgeçmesini sağlamak maksadıyla Chou hanedanının prenses Ch’ien-chin’i gelin olarak göndermişti. Ayrıca bkz. Chou Shu 50, s.910; Liu, II, s.553; Taşağıl, Gök-Türkler (542-630), s.45 vd. She-t’u, İşbara (Sha- po-lü), Shih-po-lo kagan’ın Kagan olmadan önceki ismidir. O daha kagan olmadan önce Sheng, onu tanıdığı için metinde bu isimle anılmaktadır. Taspar Kagan, onu Er-fu unvanıyla devletin doğu tarafına tayin etmişti.

[7] Ju-nan, günümüzde Ho-nan’daki Ju-nan kasabasının 60 km güney-doğusunda bulunmaktadır. Han hanedanı zamanında (M.Ö. 206, M.S. 23) ilk defa tesis edilmiş, diğer hanedanlar zamanında değişik isimler almıştır.

[8] Doğu tarafının idaresicisi olması hasebiyle elçilik heyetinin ilk önce She-t’u ile karşılaşmış bulunması mümkündür. Diğer taraftan She-t’u’nun ondan hemen hoşlanıp seçmesi, Sheng’ın nişancılık özelliğinin daha önceden Gök-Türkler tarihinden bilindiğini göstermektedir. Bu da bize güçlü zamanında olan I. Gök-Türk devletinin istihbaratının iyi olduğu konusunda fikir verebilir.

[9] Bilindiği gibi “eğri yay” eski Türklerde kullanılan en önemli silah idi. Ayrıntılı bilgi için bkz. İ. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İstanbul 1984, s.273.

[10] Çin kaynakları tarafından genellikle usta nişancı olarak tanıtılan Gök-Türklerin nişancılığı Çinliden öğrenmesi gariptir. Aslında burada Ch’ang Sun-sheng’ın nişancılıktaki fevkalade ustalığı vurgulanmak istenmiş olmalıdır.

[11] Ch’u-lo-hou, Bağa Kagan (587-588)’ın ilk ismidir. Kendisi İşbara Kagan’ın kardeşi yani Kara Kagan’ın oğlu idi.

[12] Şad, Gök-Türk devlet hiyerarşisinde kagan, yabgu’dan sonra gelen üçüncü büyük unvandır. Daha çok kanata idarecisi ye ordu kumandanı olarak görünmektedir. Bu unvanın anlam ve tarihi gelişimi için bkz. A. Donuk, Eski Türk Devletlerinde Askeri-İdari Unvan ve Terimler, İstanbul 1988, s.33-35, B. Ögel, “Über die alttürkishe shad (sübaschı)-Würde, Cental Asiatic Journal, VD3,1,1963, s.29 vd.

[13] Suei hanedanının kurucusu olan bu imparator, 605 yılına kadar tahtta kalmıştır.

[14] Ch’e-tou-wei: Araba sevk etme memuru anlamına gelmektedir.

[15] 581-601 yılları arasında tekabül eden Suei hanedanı saltanat devresinin adıdır.

[16] Kao Pao-ning, eski Kuzey Ch’i (550-577) hanedanının son prensidir. Devleti yıkılmadan önce Ying eyaleti askeri valiliği yapıyordu. Kuzey Ch’i devleti Chou’lar tarafından yıkıldıktan sonra 577 yılında Gök-Türklere bağlanmıştı. Bkz. Suei Shu 84, s. 1865; Pei Shih 99, s.3291; Tsu-chih T’ung-chien 175, s.5450; Taşağıl, Gök-Türkler, s.58.

[17] Lin-yü isimli mevkii Han hanedanı zamanında kurulmuştur. Bugün Ning-liao’da Shen-yang kasabasında batı sınırlarına yalan bir yerdedir.

[18] You-chou: Yani Yolu eyaletinin merkezi bugün Ho-pei eyaletinin Ta-hsing vilayetindedir.

[19] Ping-chou: Ping eyaletinin merkezi bugün Shan-hsi’de Tai-yüan.

[20] Tardu’nun Çin kaynaklarındaki isimlerinden birisidir. Diğer isimleri Ta-tou (Tardu) ve Pu-chia (Bilge veya Bögü) idi.

[21] Milletin itirazı üzerine kagan olamayan Ta-lo-pien, ülkenin kuzey taraflarına Baykal Gölü civarına çekilmiş ve kendi kendine bu unvanı almıştır. Bkz. Suei Shu 84, s. 1865; Pei Shih 99, sb3291.

[22] Taspar Kagan, hükümdar olduktan sonra ağabeyi ve devletin ikinci kaganı Kara’nın oğlu She-t’u’yu Er-fu Kagan olarak doğu tarafına kardeşi Ju-tan’ın oğlu Börü (Pu-li)’yi batı tarafına kagan tayin etti. T’ung Tien, 197, 106. (1936 Shang-hai baskısı).

[23] “Diken batırma” deyimi, burada Türklerin ve diğer kuzeyli kavimlerin kuvvetlenip, Çin’e tecavüz etmeleri anlamında kullanılmış olmalıdır.

[24] Ch’ang Sun-sheng, Chou hanedanının son zamanında Gök-Türkler kuvvetli iken onların nezdine gitmişti. O zaman Gök-Türk kaganı Taspar Çinli heyete çok kibirli davranmıştı. Şimdi onu hatırlatmaktadır.

[25] Hsiung’nu (Büyük Hun İmparatorluğu)’lar çok kuvvetli bir devlet olarak Çin tarihinde derin tesirler bırakmışlardır. Yüzyıllar sonra Çin tarihçileri ve devlet adamları kuzeylilerle olan münasebetlerde sık sık Hun dönemini hatırlatarak misaller vermektedir.

[26] İşbara, memleketinde olan bütün karışıklıklara rağmen dışarıya karşı tek vücud gibi görünmek çabasında idi.

[27] Baykal Gölünün güneyinde, Yani Doğu Gök-Türk ülkesi sınırları içinde idi.

[28] Uzakla işbirliği ifadesiyle Tardu kasdedilmektedir. Yakınla savaş da ise İşbara işaret edilmektedir.

[29] Gök-Türk devletine Mukan Kagan zamanında bağlanan Moğol kabileleri Hsi, K’u-mo-hsi’lerin bölümleri ve soy kütükleri için bkz. Suei Shu 84, sb 1880-1881, Pei Shih, 94, s.3126.

[30] Yani Tardu ile savaşa hazırlanır.

[31] O devirde T’ai-p’u unvanı, imparatorun tahta çıkma merasimi ve devlet ahin ile vasıta işleri ile meşgul olan makamdır.

[32] İ-wu, Çin kaynaklarında Hami şehrinin ismidir. O devirde Çinden Ön Asya’ya giden yol üzerinden çok önemli bir merkez idi.Tardu’nun yanına giden elçi Yüan Huei’in kendi biyografisinde (Suei Shu 46, sbl256) söz konusu elçilik hakkında bilgi yoktur. Bu da bir bakıma tercümesini verdiğimiz metnin değerini gösteren bir başka delildir. Çünkü en iyi açıklama bu biyografidedir.

[33] Tardu’nun bu sırada Hami (İ-wu)’de bulunması bu şehrin, o devirde Batı Gök-Türk devletine bağlı olduğunu göstermektedir.

[34] Kurt başlı sancak eski Türk devletlerinde hükümdarlık sembolü idi. Ayrıntılı bilgi için bkz. Kafesoğlu, aynı eser, s.256.

[35] Bu şekilde siyasi açıdan Tardu’nun daha üstün olduğu vurgulanmak istenmişti. Ch’ang Sung-sheng’a verilen unvanın Çincesi ‘Ch’e-ch’i chiang-chün’dür.

[36] Günümüzde Ch’ao-yang bölgesindedir.

[37] Bkz. yukarıda not 29.

[38] Bugünkü Kansu idi.

[39] Chou-p’an, Kansu’da bulunmaktadır.

[40] Ta-hsi Chang-ju’nun biyografisi Suei Shu 53, sb 1349-1351 ‘dedir.

[41] Jan-kan, daha sonra Çin desteğiyle T’u-li Kagan unvanını alacak, Tou-lan Kagan’a yenilince Çin’e kaçacak, orada onların desteğiyle Ch’i-min Kagan unvanını alacaktır.

[42] Töles boyları bu devirde Kerulen nehrinden Hazar denizine kadar uzanan geniş bir sahada yaşıyorlardı. Tafsilatlı bilgi için bkz. Taşağıl, “552-627 Yılları Arasında Töles Boylarının Coğrafi Dağılımına Bir Bakış”, M.S. Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi, sayı:1, s.234-243.

[43] Liang-chou. Han hanedanı zamanında tesis edilmiş olup, şimdi Kansu eyaletindedir.

[44] Yani annesinin Türk olmasının sebebiyle kagan olamadığını A-po’oya hatırlatıyor.

[45] Pai-tao: Suei-yüan eyaletindeki Kuei-suei ilçesinin kuzeyindedir.

[46] Suei Shu, 84, s. 1868; Pei Shih 99, sb3293; Tsu-chih Tung-chien 175 s.5465; Ts’e-fu Yüan-kuei 995, 10b’de ilave olarak eski topraklarını tekrar ele geçirdi’ ifadesi bulunmaktadır.

[47] Yü Ch’ing-tse’nin biyografisi Suei Shu 40, s.l 173-1176; Pei shih 73, s.2516’da bulunmaktadır.

[48] Yang-shih, Suei hanedanının kurucusu olan ailenin adıdır.

[49] Aslında ‘ağlıyordu’ olmalıdır, bkz. Suei Shu 84, s. 1869.

[50] Toygun unvanının tarihi gelişimi için bkz. Kafesoğlu, “Eski Türklerde Devlet Meclisi” Toy”, I. Milli Türkoloji Kongresi, İstanbul 1980 (basılmış tarihi), s.208; Donuk, aynı eser, s.52.

[51] Türkçe asıl baga için bkz. Donuk, s.4.

[52] Aslının Yung-yü-lü olması gerekir. Ancak, bu metinde Yung-lü olarak kaydedildiği için Tou-lan Kagan unvanını aldıktan soma bile bu şekilde zikredilmiştir. Biz bu konuda metne sadık kalmaya çalıştık.

[53] Yabgu kelimesinin tarihi gelişimi için bkz. Donuk, s.56-63.

[54] Pek açık olmamakla beraber büyük bir tabii afet geçirerek askeri gücü azalmış olması muhtemeldir.

[55] Yüe-an, Chiai’in biyografisi Suei Shu 40, s.1170’de bulunmaktadır.

[56] Yüan Chiai’in biyografisi Suei Shu 40, s.1170’de bulunmaktadır.

[57] Wu-yang: Suei hanedanı Wei-chou’nun adını Wu-yang olarak değiştirmişti. Tang hanedanı zamanında yeniden Wei-chou’nun adını aldı. Şimdiki Chih-li’de Ta-ming ilçesinin doğusundadır.

[58] Li Ch’ung’un biyografisi Suei Shu 53, s1358’dedir.

[59] Yani K’ai-huang saltanat devresinin on üçüncü yılı; 593 yılına tekabül etmektedir.

[60] P’eng-ch’eng, Chiang-su’da, Tung-shan ilçesidir.

[61] Liu Ch’ang’a ait biyografi Suei Shu’da bulunmamaktadır. Pei shih 29, s.104’da vardır.

[62] Yü Wen-shih, Chou hanedanının mensup olduğu ailenin adıdır. Daha önce görüldüğü gibi Ta İ prenses, eski adıyla Ch’ien-chin, Chou hanedanın kızı idi. Chou hanedanının son zamanlarında (580) Gök-Türklere gelin olarak gelmişti.

[63] An-suei-chia, Çinli değil Soğd asıllıdır. Bir çok Soğdlu Gök-Türk devletinde görev almıştı.

[64] Ötüken (Tu-chin) Gök-Türk devletinin merkezi idi; bir anlamda burada oturan veya ele geçiren bütün Gök-Türk devletinin hakimi olacaktı. Bu sebepten Sheng, Ötükeni ele geçirmeyi Jan-kan’a tavsiye etmektedir. Dolayısıyla bütün Gök-Türk ülkesi, Çinin etkisi altına girecektir.

[65] Ta-t’ung kalesi (ch’eng), şimdiki Suei-yüan.eyaletinin sınırındadır. Suei hanedanı zamanında inşa edilmiştir. T’ang hanedanı döneminde (618-905) Yung-ch’i-cha adını aldı.

[66]  Li: Çin uzunluk ölçüsü olup, bir il yaklaşık 530 metreye eşittir.

[67] Tou-lan Kagan’ın hakim olduğu bölgelerde isyan çıkmış olduğu ima edilmek istenmektedir. 

[68] Çinlilerin Ch’i-min Kagan adını verdikleri bu unvan Türkçe’dir. Bugünkü anlamı fikri sağlam güvenilirdir. İlk önce Ch’i-min olarak kaydedilen bu unvan, daha sonra Çinli tarihçiler tarafından T’ang hanedanının kurucusu Li Shih-min’in ismine benzediği ve ona saygı göstermek maksadıyla ‘min “karakteri” jen’a çevrilmiştir.

[69] Ta-li kalesi şimdi Suei-yüan eyaletinde Ch’ing-shuei nehrinin kenarındadır. T’ang hanedanı zamanında bu kale iptal edilmiştir.

[70] Şimdi Suei-yüan eyaletindedir.

[71] Aynı sıralarda Töles boylarının isyanı da söz konusudur, bkz. Suei Shu 84, s.l 180 ve de Taşağıl, “Töles Boyların Coğrafi…”, s.234 vd.

[72] “Ch’in eyaleti Hareket ordusu baş kumandanı” demektir.

[73] Ssu-chin veya Chi-chin: Erkin unvanının Çin kaynaklarındaki karşılığıdır, bu unvanın tarihi gelişimi ve diğer Türk devletlerindeki durumu için bkz. M. Mori, “On the Chi-li-fa (Eltabr Eltebir) chi-chin (irkine’ of the Tieh-he Tribes,” Acta Asiatica 9, 1966, s.31-56 A. Donuk, aynı eser, s. 15.

[74] Liang Mo’nun biyografisi Suei Shu 40, s.l 165 ve Pei Shih 73, s.2513’te kayıtlıdır.

[75] Bu boyların coğrafi konumları, askeri güçleri için bkz. Suei Shu 84, s. 1879-1880; Pei Shih 99, s.3303, 3304 aşağı Taşağıl, Töles Boylarının Coğrafi…, s.236, vd.

[76] 605 yılında tahta çıkan imparator Yang, 617 yılına kadar hüküm sürmüştür.

[77] Kılavuz muhafız birlikleri generali demektir.

[78] Ta-ye saltanat devresi, 605-617 yılları arasına tekabül etmektedir.

[79] Yü-lin: Shuo eyaletinin kuzeyinde, Çin şeddinin yakınındadır.

[80] Şimdi Ch’in-t’ao’da bulunmaktadır.

[81] Ch’i-min Kagan, Ötüken’e gitmeyip, Gobi Gölünün doğusuna yakın yerlerde ikamet ediyordu. Bu yüzden Moğol Kabileleri ile daha yakın idi. Hsi, K’u-mo-hsi ve Shih-wei gibi kabileler için bkz. Eberhard, Çinin şimai Komşuları, s. 169 vd.

[82] Kagan ve Çin’e karşı isyankar duygular beslediklerini ima etmektir.

Bir Yanıt to “ÇİNLİ DİPLOMAT CH’ANG SUN-SHENG”

  1. Tomoko said

    If you are missing aan item you can go at any time and flip through
    the paper to see what people have listed for sale. Everybody’s trying to does one in’ [1], they will need to have been referning to hay day cheats.
    Reach Time – Reach Time (RT) is the time it takes for your message to reach your intended audience.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: