Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Boyların Önemi Hakkında

Türklerin tarih boyunca çok geniş bir coğrafyada yaşıyor olmaları daima dikkat çekici vir özelliği sürdürmektedir. Günümüzdeki Türklerin yaşadığı yerler ancak üç kıta ile ifade edilebilmektedir. Birbirinden farklı ,iklimler, farklı topraklar tarihimizin başlangıcından itibaren miiletimizin ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum sadece günümüzde değil, bilinen tarihimizin ilk asırlarından itibaren böyle şekillenmiştir. Bir grup Türk kütlesi Orta Avrupa’da devlet kurarken, diğer bazı gruplar Çin’in kuzeyinde devletler meydana getiriyorlardı. Aynı sıralarda İran’ın doğusu ve Hindistan’a kadar uzanan sahada bir başka Türk devleti vardı. M.S. IV. Asırda başlayan bu genişlik ve yaygınlık yani çok geniş farklı coğrafyalarda, değişik devlet imparatorluk ve benzeri siyasi kuruluşlardan günümüze kadar devam etti.

Peki nasıl Türkler bu kadar geniş bir alanda varlıklarını kaybetmeden günümüze kadar gelebildiler? Sorusu her zaman sorulabilir. İşte bunun cevabı incelediğimiz boylar konusu olan bu eserde verilmeye çalışılacaktır. Aralarında binlerce kilometre mesafe olan boylar çoğunlukla bağımsız yaşıyorlardı; şayet büyük bir devlet kurulursa ona bağlanıyordu. Bağlandıktan sonra durumlarında her hangi bir değ,işiklik olmuyor, varlıklarını daima koruyorlardı. Ayrıca her boyun yaşadığı belirli bir alan vardı. Bazen savaş, kıtlık, dış baskı ve benzeri sebeple bulundukları yerleri terk ediyorlardı. Bu da bilindiği gibi dünya tarihini yakından etkileyen büyük göçlere sebep oluyordu. Avrupa Hunları ve Oğuzları göçleri buna en iyi misaldir.

 

Hun, Akhun, Tabgaç, Gök-Türk, Uygur gibi devletler tarih sahnesinde devam ederken, onların hakim oldukları geniş coğrafyada bilinen tarihin ilk devrilerinden itibaren çeşitli aslare taşıyan Türk boyları yaşıyordu. Bu boylar genelde ırmakların yakın çevrelerine dağılmışlardı. Bazen dağların arasındaki vadilerde onlara barınak oluyordu. Her ne kadar yazlık ve kışlık olmak üzere otlak aramak için değişik alanlara göç etseler de her bir boyun yaşama alanı belli idi. Ancak, savaş düşman baskınları kıtlık ve sair sebepler yüzünden bulundukları yeri bırakmak zorunda kalıyorlardı. Yine bazen kendilerinden büyük boy organizasyonlarının içine giriyorlar, ancak kendi isimlerini kaybetmiyorlardı. Zamanımızda özellikle Kırgız, Kazak, Başkırt ve Sibirya bölgesi Türkleri arasında tarihin derinliklerinden beri var olan kabile isimleri mevcuttur. Dolayısıyla boyların özellikle küçük olanlarının isimlerini yüzyıllarca taşıdıklarına şahit oluyoruz.

 

Tarihçiliğimizde İslam Öncesi dönem ele alınırken genelde mevcut hanedanların tarihi incelenmekte, diğer boyların durumuna fazla değinilmemektedir. Ancak, bütün tarihi kaynaklar tarafından bildirildiği üzere M.Ö. III yy-M.S. X. yy. arasında Orta Asya tarihinde söz konusu boylar çok önemli rol oynamışlardır. Fakat, bizce kaynaklar boylara haksızlık etmişler ve haklarında çok az bilgi vermişlerdir. Bunun sebebi hiç şüphesiz Hun, Gök-Türk, Uygur ve bunun kaynaklara yansımasıdır. Ayrıca boyların coğrafi konumu da bunu etkilemiştir. Sözgelimi Tanrı Dağları havalisinde yaşayan Karluk, Türgiş gibi boylar hakkında daha fazla kayıt tutulurken Yenisey bölgesinde yaşayan Tu-po boyu için çok az bilgi verilmiştir. Diğer taraftan boyun insan sayısı, stratejik mevkii de önemini azalıp artmasını etkilemiştir.

 

Her ne olursa olsun boylar tarihimizin özellikle bu devresi için mühim bir temel taşıdır. Onlar olmadan sadece büyük devlet kuranların incelenmesi büyük bir eksikliği meydana getirmektedir.

 

Yıllardır üzerinde çalıştığımız Gök-Türk devri Çin kaynakları ile ilgili metinleri incelerken gözümüze diğer Türk boylarına atfedilen bilgiler çarpıyordu. Bazı Türk boyları hakkında ayrı bölüm ve biyografilerin tutulması bir başka dikkat çekici husustu. Bu yüzden Gök-Türk tarihi ile ilgili tamamladığımız üç eserden sonra boylar hakkındaki metinlere giriştik ve konunun sadece bir makale ile hakkındaki metinlere giriştik ve konunun sadece bir makale ile sınırlanamayacağını anladık. Çünkü, M.Ö. III. Asrın sonunda gerçek anlamda Büyük Hun İmparatorluğu ile ilgili bilgiler başlarken, aynı anda diğer Türk boyları da belirgin olarak tarih sahnesinde yerini alıyorlardı. Bu durum kesintisiz olarak bütün devirlerde devam ediyordu.

 

Boyların Tarihi Gelişimi

 

İlk gözümüze çarpan Baykal Gölünden geniş Kazakistan bozkırlarının batısına kadar geniş sahada yaşayan Ting-ling’ler idi. Bunun yanında Orta Asya’nın diğer alanlarında bulunan küçük boylar da dikkati çekiyordu. Wu-sun’lar Tanrı Dağları havalisinde yaşayan ve kaynaklarda oldukça fazla yer alan bir diğer gruptu. M.S. III-IV. Asırlara kadar bu durum devam ederken artık bir kısım Türk kütleleri İtil (Volga) Irmağını geçip Orta Avrupa’ya doğru ilerlemişti. Hun devletleri de tarih sahnesinden çekilince Orhun bölgesinde Juan-juan’ların, Batı Türkistan-Afganistan havalisinde Akhunların, Çin’de Tabgaçların kurduğu devletler ortaya çıktı. Aynı devirlerde kuzeyde yani Kazakistan bozkırları ağırlıklı olmak üzere bütün Orta Asya’da Kao-ch’e boyları Ting-ling’lerin yerini almışlardı.

 

Onlar da yüzyıllarca varlıklarını devam ettirdiler. Ancak, hiçbir zaman bir araya gelip kuvvetli bir devlet kuramadılar. VI. asırda Gök-Türkler tarih sahnesine çıkarken Orta Asya’da yaşayan boyların genel adı Töles olarak beliriyordu. Yani Kao-ch’e’ların yerini Tölesler almıştı. Çok kalabalık oldukları kaynaklar tarafından açıkça bildirilen Tölesler, Gök-Türklerin bağımsızlık yolunda güçlerinin artmasında önemli bir basamak meydana getirmişlerdi. Gök-Türk Devleti bütün Orta Asya’yı kapladığında hepsi onun birer parçası olmuşlardı. 627 yılından sonra gelişen duruma bakıldığında Töleslerin Gök-Türk hanedanının dayandığı ana unsur olduğunu açıkça anlarız. Bu arada Töles grubuna girmeyen kuzeyde Kırgız, Kurıkan gibi başka boylar da vardı.

 

Gök-Türk devletlerinin doğuda ve batıda zayıflaması bahsettiğimiz Töles boylarının işine yaradı. Ancak, artık Töles adıyla anılmıyorlardı. Her biri kendi özel adıyla siyasi olaylarda yer alıyorlardı. Dolayısıyla 627 tarihi boylar açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Söz konusu yılda Doğu Gök-Türk Devletinin zayıflaması üzerine Tola-Kerulen havalisinde yaşayan boylar isyan etti. Liderlik o an için Sir Tarduş boyunda idi. Bununla birlikte diğer küçük boylar da artık kendi adlarıyla zikrediliyordu. Neticede Töles adı çok küçük bir gruba şamil olarak yaşamaya devam etmiş ve II. Gök-Türk Devleti döneminde olaylara karışmıştır. Ancak, bazen Tola Irmağı civarında yaşayanların hepsini kapsadığı da görülmüştür.

 

Gök-Türk yazıtlarına göre Ötüken’in doğusunda bulunanlar Dokuz Oğuz, batısında yaşayanlar ise Tarduşlar idi. Zaten Sir Tarduşlar 603’lü yıllardan itibaren mensup oldukları Töles boyları içinden temayüz etmiş, 627-647 yılları arasında kendi kaganlıklarını kurmuşlardı. Çin entrikaları, hanedan üyeleri arasındaki çekememezlik yüzünden 647’den itibaren Çinliler Orta Asya’da yaşayan boyların hepsi ile siyasi ilişki kurup, onlara Çin askeri unvanları verdiler ve yeni askeri valilikler tesis ettiler. Böylece bölgenin kontrolü tamamen Çin’in eline geçiyordu. Bazı isyanlara rağmen 679’a kadar bu durum yani Çin hakimiyeti devam etti.

 

Söz konusu tarihte başlayan Gök-Türk bağımsızlık savaşları 682’de hedefine ulaşınca diğer Türk boylarının hepsi ona bağlanmak zorunda kaldı. Bağlanmak istemeyenler ile amansız bir mücadele başladı. Bu mücadeleler, isyanlar Orhun Yazıtlarına yansımıştır. Dokuz Oğuzlar, Karluklar, Türgişler, Kırgızlar, Bayırku’lar ve diğerleri isyanlarda hep ön plandadır. Nihayet, II. Gök-Türk Devletinin yirmi dört yıl gibi uzun bir süre idare eden Kapgan, 716 yılında Bayırku’ların kuruduğu bir pusuya düşerek hayatını kaybetmiştir.

 

723 senesi civarında bütün boylar Bilge Kagan tarafından itaate alındı ve ülke huzura kavuştu. Ne var ki, 734’te onun ölümü üzerine yerine geçenlerin başarısız idaresi devleti zayıflatınca, 742’den sonra Uygur, Karluk, Basmıl gibi boylar ön plana çıktılar ve hep beraber Gök-Türk devletini yıktılar. Dokuz Oğuzlar, Uygur Kaganlığının ana kütlesini meydana getirirken Karluklar batıya doğru kaydılar. Isık Göl –Tanrı Dağları havalisine hatta Talas’a kadar ilerlediler. Kırgızlar ise 840 yılında Uygurları yıkınca önem kazandılarsa da 50-60 yıl sonra kendi esas bölgeleri olan Yenisey’e dönmek zorunda kaldılar. Ötüken bölgesi artık Kıtayların (Kıtan/Liao) eline geçmiştir.

 

Batı Gök-Türk ülkesi de 630’lara doğur T’ung Yabgu’nun idaresi sırasında yine boyların başkaldırmalarına sahne oldu adı geçen kaganın amcası tarafından öldürülmesinin ardından ülke tam karışıklığa sürüklendi. Başa geçen hiçbir kagan kontrolü sağlayamıyordu. Huzursuzlukların sona ermemesi üzerine Batı Gök-Türk ülkesindeki boylar kendi aralarında teşkilatlandılar. Teşkilatlanma on boy halinde oldu ve kaynaklarda bu şekilde On Ok olarak belirtildiler. Bir grup İli Irmağı civarında yerini alırken diğer bir grup Çu Irmağının kenarını seçmişti.

 

Hanedan üyelerinin bir birini ardına başarısız olup gidip Çin’e teslim olması üzerine On Ok boylarından biri olan Türgişler temayüz ettiler. Geniş bir alana hakim oldular. İslam kuvvetleriyle Sır Derya boyunda şiddetli mücadelelere girerken doğudaki II. Gök-Türk devletine karşı bağımsızlıkları için direndilerse de başarılı olamadılar. 766’lı yıllarda İli havalisindeki yerlerini terk edip kuzey-batıya doğru yayıldılar. Sır Derya havzası onların yeni yurdu idi. Derken Türgiş adı birden kayboldu ve yerlerine aynı sahada birden Oğuzlar çıktı. Kışın Sır Derya civarında kışlayan Oğuzlar, yazın Kuzey Kazakistan bozkırlarına göç ediyorlardı. X. asra doğru Oğuz yurdu Hazar Denizine (Mangışlak) Cim-Emba nehirlerine ulaşıyordu. En doğu uçları ise Sayram (İsficab)’tan başlamaktadı.

 

Aslında Türgişlerden ve Karluklardan çok sayıda boy çıkmıştır. Bunları İslam kaynaklarından takip edebiliyoruz. Türkçenin en eski sözlüğü Divan-u Lugat-it Türk’ten de boy isimleri ve yaşadıkları yerleri öğrenmekteyiz.

 

IX. asrın sonlarına ortalarından itibaren Peçenekler, arkasından Oğuzlardan bir grup (Uzlar) İtil Irmağını geçtiler ve bunların tarihleri farklı mecrada gelişti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: